musahede
İçindekiler
Müşâhede
- “Bir şeyi temâşâ etme ve gözleme mânâlarına gelen müşâhede; ef’âlde esmâyı, esmâda ‘Müsemmâ-yı Akdes’i basiretle rü’yete denir. Diğer bir yaklaşımla, müşâhede, kurb erlerinin, ‘min verâi hicâb’ ufkuna ulaşarak, eşyanın ‘ehadiyet-i Hakk’a (Hak birliği) şeffaf bir ayna hâline gelmesinden ibaret sayılmıştır.
- Müşâhede, hak yolcusunun, temâşâsını basiret nûruyla gerçekleştirmesi açısından rü’yet diyebileceğimiz görmeden ayrılır ki, İsmail Hakkı Merhum, Muhammediye Şerhi’nde bu farklılığa şöyle işaret eder: Yüksek bir mazhariyet olan müşâhede, basiretin müşâhedesidir, basarın değil; zira basarla görülüp hissedilen şey, Hak nûrunun zılli, eseri ve tecellîsidir. Basiretle müşâhede edilene gelince o, Hak nûrunun hakikati ve ‘bî kem u keyf’ kalben Hakk’ı temâşânın da bir unvanıdır.
- Müşâhede, daha evvel üzerinde durduğumuz mükâşefeden de farklıdır. Mükâşefe dairesinin rasat ufku, mânâlar ve mücerret hakikatler olmasına karşılık, müşâhedeninki -Zât-ı Ulûhiyet’in idrak edilemeyişi mahfuz- zevâttır. Diğer bir ifade ile müşâhede, Zât-ı Ulûhiyet hakkında, hususî mânâsıyla O’na ait teveccühe esas sayılabilecek bir yöneliş; mükâşefe ise, ilâhî isim ve sıfatları duyup hissetme ve yaşayıp zevk etme hâletidir.”1)
Ayrıca Bakınız
Diğer Diller
Dipnot
1)
M. Fethullah Gülen, Kalbin Zümrüt Tepeleri, İstanbul: Nil Yayınları, 2008, s. 310.
musahede.txt · Son değiştirilme: Değiştiren: Editör
