tevhid
İçindekiler
Tevhid
- “İ’lem Eyyühe’l-Aziz! Dualar, tevhid ve ibadetin esrarına numûnedir. Tevhid ve ibadette lâzım olduğu gibi, dua eden kimse de kalbinde dolaşan arzu ve isteklerini ‘Cenâb-ı Hak işitir.’ deyip Kâdir olduğuna itikat etmelidir. Bu itikat, Allah’ın her şeyi bilir ve her şeye kâdir olduğunu istilzam eder.”5)
- “… bazı insanlar zerrede boğulurlar. Bazısında da dünya boğulur. Bazılar da kendilerine verilen anahtarlardan birisiyle kesretin en geniş bir âlemini açar fakat içinde boğulur. Sahil-i vahdet ve tevhide zorla vâsıl olur. Demek, insanın seyr-i ruhânisinde çok tabakalar vardır. Bir tabakada, insanlara huzur-u tevhid pek sühûletle nasip ve müyesser olur. Bir tabakasına da gaflet ve evham öyle istilâ eder ki kesret içinde gark olmakla tam manasıyla tevhidi unutmuş olur. Sukutu suûd, tedenniyi terakki, cehl-i mürekkebi yakîn, uykunun son perdesini intibah zan ve tevehhüm eden bir kısım medenîler ikinci tabakadaki insanlardandır. Onlar, hakâik-i imaniyeyi derk etmekte bedevîlerin bedevîleridir.”6)
- “Tevhid, yani Allah’ın varlığı ve birliği hakikatine, ilimlerin aydınlatıcı tayfları altında görme, okuma, düşünme ve terkib u tahlilde bulunma yoluyla nazarî bilgilerden geçerek ulaşma yoludur ki buna ilme’l-yakîn bilme, inanma denilir.”7)
- “Tevhid ve İslâm düşüncesini kabule müheyyâ olarak yaratılan ruhun; bütün letâifiyle gerçek tevhide yönelmesi, nefsanî ve bedenî hazları aşarak kalbin enginliklerine açılması ve memuriyetinin gereği esbaba tevessülün dışında her şeye karşı kapanması, Hak mülâhazasını sarsacak her türlü duygu ve düşünceye daha baştan tavır alması, fütüvvetin en bâriz emareleri ve insan-ı kâmil olmanın da merdivenleridir. Başta bu aksiyonu göstermeyenin, nefis, hevâ, şeytan, dünyaya meyl ü muhabbet ve nefsanî hazlardan da sıyrılmayanın, fütüvvet gibi bir zirveye ulaşması söz konusu değildir.”8)
- “Kur’ân’ın yeryüzüne iniş gayesi, tevhidin bütün çeşitleri ile fert ve toplum planında hâkim olmasıdır. Kur’ân’ın bütün âyetlerine bu gözle bakıldığında, ifade ettiğimiz gerçeği görmek mümkündür. Onun bazı âyetleri tevhid-i ulûhiyeti, bazıları tevhid-i rubûbiyeti ve bazıları da tevhid-i ubûdiyeti gösterir ve aslında bunlar, bir zaviyeden de birbirlerini gerektirirler. İbn Teymiye’den sonra, tevhid-i rubûbiyet ve tevhid-i ulûhiyet anlayışındaki farklılık bir kısım sapık düşüncelerin doğmasına sebep olmuştur.”11)
Ayrıca Bakınız
Dipnotlar
1)
Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 312.
2)
A.g.e. s. 335.
3)
Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 4.
4)
Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 298.
5)
Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nûriye, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2007, s. 76.
6)
A.g.e. s. 195.
7)
M. Fethullah Gülen, Kendi Ruhumuzu Ararken (Prizma-9), İstanbul: Nil Yayınları, 2013, s. 159.
8)
M. Fethullah Gülen, Kalbin Zümrüt Tepeleri, İstanbul: Nil Yayınları, 2008, s. 131.
9)
A.g.e. s. 396.
10)
A.g.e. s. 739.
11)
M. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla-1, İstanbul: Nil Yayınları, 2008, s. 79.
tevhid.txt · Son değiştirilme: Değiştiren: Editör
