Kullanıcı Aletleri

Site Aletleri


hasyet

Haşyet

  • “… bir kısım sofîler havfı; biri heybet, biri haşyet olmak üzere kendi içinde de ikiye ayırmışlardır. Her ikisi de korku ve saygı düşüncesinden kaynaklanmasına rağmen, bunlardan heybet daha ziyade ‘firar’ yörüngeli, haşyet ise ‘ilticâ’ mahreklidir. Seyr u sülûkte heybet sahibi, sürekli firar düşüncesi yaşar; O’nunla oturur-kalkar, O'nu düşler ve O’nu tasarlar; haşyet sahibi ise, her lâhza ayrı bir mülâhaza ile O'na ilticâ etme vesileleri araştırır ve O’na sığınma fırsatları kollar.”1)
  • Haşyet, kâmil mânâda bir enbiyâ hususiyetidir; nebiler; sürekli içinde, âdetâ İsrafil’in sûrunun duyulduğu bu atmosferde ve Hakk’ın azamet ü celâlinin savleti karşısında bir can ile ölür, birkaç can televvünü ile dirilirler.”2)
  • Haşyet ve mehâbete göre programlanmış bir ruh, havf mülâhazası olmasa da günahlara bulaşmaz.”3)
  • Ümit ve recâ o insanda Hakk’a iştiyak duygularını kamçılar; mehâfet ve haşyet mülâhazalarına kapı aralayan davranışlar da onun ruhunda saygı, temkin ve teyakkuz hissi uyarır.”4)
  • Temkin edalı irfan erleri, vuslatta da, ünste de her zaman hürmet içinde bulunur; haşyet, mehâfet ve huşû ile oturur kalkarlar.. onların her hâllerinde bir edeb ve hayâ nümâyândır. Yer yer cemalî tecellîlerin iltifatkâr, recâ edalı ve şefkat buudlu cilveleriyle naza ve şathiyyâta temayül gösterme ihtimali söz konusu olsa da, her zaman teyakkuz içinde ve temkinli davrandıklarından hemen haşyetle titrer; ciddî bir huşû ile ‘saygı’ der inler; hürmetle eğilir ve konumlarına uyan tavra girerler.”5)
  • “Peygamber yolunun hakikî mirasçılarına gelince, onlar, her zaman temkin yörüngeli yürümüş, ledünnî müşâhede ve iç ihsaslarını Sünnet mizanlarıyla test etmiş; Kur’ân mantığına ters gibi görünen bütün keşfiyatlarını şer’-i şerif esaslarına göre yorumlayıp ortaya koymuş ve ellerinden geldiğince düz yığınları iltibasa düşürmemeye fevkalâde gayret göstermişlerdir. Bunlar Hakk’a yakın durmaya önem verdikleri kadar Zât-ı Ulûhiyet’le münasebetlerinde de olabildiğine saygılı olmaya çalışmış ve hep edeb, hürmet, huşû içinde bulunmuşlardır. Tamamen bir kalb ameli olan huşû ve haşyet, zamanla onların düşünce, söz ve tavırlarına da aksederek, Hak karşısında da halk karşısında da onları numune-i imtisal birer temkin ve temsil kahramanı hâline getirmiştir.”6)
  • “… taşlardan ibaret olan dağlar, O’nun haşyetinden ezilip dağılıyor ve sizden ahz-ı mîsak için üstünüzde Cebel-i Tûr’u tuttuğunu, hem taleb-i rü’yet hâdisesinde dağın parçalanmasını bilip ve gördüğünüz hâlde, ne cesâretle O’nun haşyetinden titremeyip, kalbinizi katılık ve kasâvette bulunduruyorsunuz?”7)

Dipnotlar

1)
M. Fethullah Gülen, Kalbin Zümrüt Tepeleri, İstanbul: Nil Yayınları, 2008, s. 83.
2)
A.g.e. s. 83–84.
3)
A.g.e. s. 84.
4)
A.g.e. s. 641.
5)
A.g.e. s. 712–713.
6)
A.g.e. s. 716.
7)
Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, İstanbul: Şahdamar Yayınları, 2010, s. 265.
hasyet.txt · Son değiştirilme: 2024/07/08 13:37 Değiştiren: Editör